BÜYÜTME HERŞEYİ KAFANDA BÖYLE

Bütün yolların Roma’ya çıktığı falan yok. Bütün yollar sana çıkar. Yeter ki yürümeye mecalin olsun. Enseyi karartma ne olur. Uzak, yakın yok. Uzak olan yakın, yakın olan uzak demişler. Sen kendinle ol. Bak! insanın içinde onu her şeyle irtibatlı kılan bir büyük şey var. Bir iç deniz. Dünyanın bütün karalarını istila etmiş bir deniz düşün. Boğazlardan, Cebelitarık’tan, Hürmüz’den, Malakka’dan geçen. Soğuk sıcak ülkelere göç eden.

Zülküf Oruç
ABAD Blog için yazdı.
27 Ekim 2021

Mutsuzluk kapımızda, güvensizlik yanı başımızda; yabancılaşma, anlam kaybı ve hissizlik diyenler var bu duruma. İnsan insana muhtaç oysa. Dinlemeyi, paylaşmayı bilmek için acil yardım eğitimi şart değil. Gönül yarası dikişsiz, pansumansız da kapanır.

 

Her şey yarış değil. Bu kadar yaralanmana, yara bere içinde kalmana gerek yok. Sakin ol. büyütme herşeyi kafanda böyle. Bütün yarışları sen kazanmak zorunda değilsin. Unutma günün sonunda O’ndan başka galip yok. Yenilmek de var yazgımızda. Kayserler, Hüsrevler, Sultanlar, Şahlar da yenildi. Savaşta yenilmezsin bir gözleri ahu olur, zebun eder felek.

 

Herşeyi futbol maçı gibi görme ne olur. İki tarafın kazandığı oyunlar da var. Onları öğrenebilirsin. Arenada yalnız değilsin, dillerini bilirsen aslanlar, kaplanlarla bile dost olursun, tiranlar afallar, kan görmek isteyen halk üzülür biraz, o kadar.

Herşey skor, takipçi sayısı, banka hesabı, bitkoin falan da değil. İkişer ikişer ileri saymak kadar geriye doğru saymak da zihin açar, hem de daha çok. Beyin tersine giden işlerde daha çok çalışırmış diyorlar. Üzülme bu kadar, Allah’ın arzı geniş. Dört şerit az gelir. Uçak pistinde motorla gitmek gibi düşün. Bütün denizler senin. Gökyüzünde kuşlar misal.

 

Bütün yolların Roma’ya çıktığı falan yok. Bütün yollar sana çıkar. Yeter ki yürümeye mecalin olsun. Enseyi karartma ne olur. Uzak, yakın yok. Uzak olan yakın, yakın olan uzak demişler. Sen kendinle ol. Bak! insanın içinde onu her şeyle irtibatlı kılan bir büyük şey var. Bir iç deniz. Dünyanın bütün karalarını istila etmiş bir deniz düşün. Boğazlardan, Cebelitarık’tan, Hürmüz’den, Malakka’dan geçen. Soğuk sıcak ülkelere göç eden.

 

Kapa gözlerini, bak şimdi Senegal’desin, okyanusa bakıyorsun. O okyanus çok hüzünlüdür. Siyah bir matemi vardır, bakma sen hırçın maviliğine. Sonra gece yarısı yola çık, Gambiya ırmağı boyunca ak. Banjul’den bir feribota bin. Sabahın ilk aydınlığında yanında bebeğini emziren bir anne. Gözleri kan kırmızı bakan ak sakallı siyah tenli bir dede. Çocukların dişleri bembeyaz.

 

Aç gözlerini, bozkırdasın şimdi. Beypazarı’ndan Ayaş’a, gökyüzünde tabak gibi bir ay. Gaza bassan yetişecek gibisin. Kıvrım kıvrım yollar. Gecenin kalbine varıyor. İşte bu anında, tam da şimdi, binlerce, milyonlarca evrenden biri senin içinden bakıyor. Diğer bütün ihtimaller değil de şimdi tam burada senin gördüğün, duyduğun, yaşadığın şey kainatın gözü oluyor, senin de bahtın. Sev onu, razı ol. Ondan güzeli yok çünkü. Bak şu karşında gördüğün nokta var ya, yedi kıta, dokuz gezegen bilmem kaç bin galaksi hiç biri ondan farklı değil. O nokta senin noktan işte. Sen o noktasın.

 

Gel şimdi elinden tut yanındakinin. Birlikte rahmet vardır, ayrılıkta zahmet. Ayrı zannettiğinle arandaki o mesafe var ya. İşte o, yazarkasadan aldığın fişte yazılı hiçbir ürünle kapanmaz. İster bir alana bir bedava olsun, ister büyük indirimli, hiçbir ürün o mesafeyi dolduramaz.

 

Uzat şimdi elini. İnat etme. Bir adım at kendine. Şimdi diz dize oturun toprağa. Yeryüzünün tam ortasına. Gökte yıldız. Kalpte pırlanta bir dostluk. Bak şimdi çok güzel oldunuz. İşte sana mutluluk.

Diğer Yazıları

DURUN! YAPMAYIN!

Han da açıkça söylemiyor ama o da az bir durun diyor, “bu çağın insanı kendi kendinin işkencecisi, toplama kampını sırtında taşıyor derken.” Şiddetin topolojisi derinin altındaki bir uzama doğru ilerliyor. [...]

İPEKÇİ’NİN MAYASI; KAPANMAZ YAĞMURUN AÇTIĞI YARALAR ÇOCUKLARDA

“İnsan sevdiğine kendisini belki kullandırır ama sevdiğini asla kullanmaz." Maya'dan payıma düşen cümle... Maya 24 yaşında. 11 kez basıldı. Okundu, okunacak. Kırık kalpli çocuklar olduğu müddetçe, kalbi kırık çocuklar büyüdüğü [...]

TRANSHÜMANİZM: YERYÜZÜNDE CENNET MÜMKÜN MÜ?

Modernliğin müphemlikle başı hoş değil. Tropikal ormanlardan okyanuslara, kutuplardan, uzayın derinliklerine, canlı türlerinden insan beyninin kıvrımlarına bilinmeyen, açık seçik olmayan her şey modern insan için tekinsizdir. Tüm bu belirsizlik bilimin [...]

KAHRAMANIN YOLCULUĞU; BİR “OSMANCIK” OKUMASI

Tarık Buğra’nın aslında tarihi bir biyografi olan, milli edebiyatımızın nitelikli bir örneği olarak görülen Osmancık romanını evrensel bir gözle, insanın kendilik arayışına dair bir anlatı, kahramanın yolculuğu olarak da okumak [...]

Tags :

Bir yanıt yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir