PERVANE

Ressam Tülay Gürses İslam Tasavvufunun en derinlikli sembollerinden biriyle buluşturuyor bizi: Pervaneyle. Aşkın en saf en katıksız haliyle. Vahdet mumunun ışığında ancak aşık kulakların duyacağı bir “ah” sesinin içinde sonsuz bir zevkle bir an için parlayıp kaybolan pervane. Çaresiz, aşık, sessiz, vücutsuz, varlıksız. Yok pervane.

 

Pervaneyi küllerini Dicle’nin sularına savuran Hallaç’tan daha iyi kim anlatabilir:

 

Ne ışığı temaşaya doydu pervane,

Ne sıcağıyla yetindi divane,

Attı kendini tümden alevlere

Hemcinsleri yolunu beklemede

Ki nakletsin gördüklerini bakışıyla

Lakin o yetinmedi sadece malumatla

Uçtu, döndü, yaktı kendini, yok oldu ortadan

Resim, çizim, işaret kalmadı geriye ondan.

O artık niçin dönsün ki şekillere

Vuslattan sonra hangi hal var ki döne?

Temâşâ halinde malumat gerekmez,

Temâşâ edilene erdikte temâşâ gerekmez.

Tülay Gürses
ABAD Blog için renk ve sözle anlattı.
23.01.2022

Âşıklar, Tanrı’da gark olmuşlardır. Oraya başkası sığmaz ve kendisini yok etmedikçe oraya kimse giremez.” Mevlânâ- Fîhi Mâ Fîh

Ne ışığı temaşaya doydu pervane,

Ne sıcağıyla yetindi divane,

Attı kendini tümden alevlere

Hemcinsleri yolunu beklemede

Ki nakletsin gördüklerini bakışıyla

Lakin o yetinmedi sadece malumatla

Uçtu, döndü, yaktı kendini, yok oldu ortadan

Resim, çizim, işaret kalmadı geriye ondan.

O artık niçin dönsün ki şekillere

Vuslattan sonra hangi hal var ki döne?

Temâşâ halinde malumat gerekmez,

Temâşâ edilene erdikte temâşâ gerekmez.

Hallac- “Kitabut Tavasin”

Sanatçı durdurulamaz bir akışın içindedir. Tablolarına ruh ve felsefenin derinliğini kazandıran sanatçı, eserini tamamladığında kendisi de şaşırır. Bu eserden yansıyan, ifade gücünün ortaya çıkışıdır, kaynağı insanın muhayyile gücüdür.

Felsefe, sanat ve din, insanın muhayyile gücünden akışla ortaya çıkar. Muhayyile, zihnin potansiyeli içinde bağ kurabilme yetisidir.

Türk filozofu Takiyettin Mengüşoğlu bir anlatımında der ki:

“Sanatta özne ile nesne arasında bir bağ vardır. Bu bağı kuran akt (bağ) ve bu aktların çözümlenmesi ve betimlenmesi sanat denilen özel bilgiyi vermez, çünkü burada sanatçının da tam anlamıyla bilemediği ve hakkında hesap veremediği öğelerin rolü vardır. Sanat yapıtını, bilgiyle yapılandan ayıran ve onu sanat yapanda bu tam anlamıyla bilinemeyen unsurlardır.”

İnsanın derinliğindeki bilinemeyen bu unsurun sırrıyla, Yunus’un “bir ben var; bende benden içeri” söylemindeki örtülü “Ben”in içinde karşılaşırız.

Örtülü Ben, insandaki muhayyile gücünü besleyen kaynak olsa gerek. İzleyici tablolardaki gizemi ancak kendisini keşf ederek hissedebilir.

Diğer Yazıları

YERYÜZÜNDE YALINAYAK

İçten dışa, dıştan içe; seferlerimiz... Yeni yılın ilk yazısı Leyla İpekçi'nin kaleminden. Dünya, bütün hikayemiz burada, yol arkadaşlığımız. Çıkıp gidemeyeceğimiz içimiz dışımız. Kimine cife, zindan, cehennem. Kimine cennet. Kimine ateş [...]

BENLİK KİBRİ; ÖĞRENMENİN ÖNÜNDEKİ EN BÜYÜK ENGEL

Ben bilirim egosu. Bilmeyi kartvizite, unvana, diplomaya, sertifikaya sıkıştırmak.  Kendimizi bilmekten, varlığa faydalı olmaktan çok adımızdan söz ettirmek, unvan, itibar, makam için  öğrenmek. Leyla İpekçi öğrenmenin, bizi aslımızla sürekli irtibat [...]

ÖĞRENMEK KALPTEN KALBE GEÇİŞTİR

ABAD Blog'da Genç Bilgeler diye bir köşemiz var. Leyla İpekçi'nin iki yıl önce kaleme aldığı ama hala dün yazılmış gibi güncelliğini koruyan bu çok önemli yazı dizisinden derlenen kesitler işte [...]

ÇÜNKÜ HARFLERDE “İNSAN” SAKLIDIR

"Yazarken hep sevdiğimle beraber olmak için yazarım. Aşk duygumun tecellisi bu yüzden yazmakla zuhur eder. Yıllar içerisinde dünyaya, hayata ve insanlığa dair en dip manâları hep kalemimin ucundan sayfalarıma indirdikçe [...]

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir