BALABAN’DA BİR YUNUS

Yunuslar hep şair olup şiir söylemeyebilirler. Mühendis, doktor veya başka meslek erbabı da olurlar. Yolculukları esnasında biriktirdikleri tecrübeleri, tevhidin gücünü mesleklerine aktarırlar. Bazen de gönlüne alır, kendi yapamazsa da yaptırırlar. Alemdeki bütün ilmi gelişmeler, üretilen teknoloji aslında bir yönüyle ehlullahın hayallerinden ibarettir.

Editörden
14 Ekim 2021

Balaban Tekkesi İstanbul’un önde gelen kültür ve irfan merkezlerinden biri. Yunus Emre ve Niyazi Mısri konulu sohbetlere yıllardır ev sahibi oluyor. Yunus Emre konusunda ömürlük çalışmaları ile tanınan Dr. Mustafa Tatcı yakın zamanda H yayınlarından çıkan “Yunus Düştü Yolumuza” isimli kitabından hareketle Balaban Tekkesi’nde bir seminer verdi.

 

Tatcı, Yunus’un yüzeysel okumalarla sloganlaştırılmasının onun anlaşılmasına katkı sunmayacağını ifade etti. 2021 UNESCO Yunus Emre yılında yapılan etkinliklerin de planlanırken titiz çalışmalarla derinlemesine ele alınmasının önemini vurguladı.

Yunus Nasıl Şiir Yazdı?

 

Semineri Yunus nasıl şiir yazdı? sorusu etrafında ören Tatcı, aslında bu ifadenin genişletilmesi ve Yunus Emre ile sınırlamadan bütün Yunuslar nasıl şiir söyledi olarak ele alınması gerektiğini ifade etti.
Yunus Emre ve kendini arama yoluna düşen bütün evliyanın bir yol hikayesi olduğunu Kur’an’da anılan peygamber kıssalarının da aslında bir yol hikayesi olarak okunabileğini dile getirdi. Yunus Emre’nin “suretten gel sıfat yolda mana bulasın” başlıklı nutku üzerinden bu yolculuğun seyrini anlatan Tatcı her beyitte kendini adım adım gösteren yol işaretlerini şerh etti.

 

Sonunda yedi kapılı bir şehirden içeri girip nelerle karşılaşılacağını anlatan bu yol hikayesinin dördüncü kapısına kadar insan manasında hayvan motifleriyle aslında kendisindeki hayvani mizaç ve huylarla mücadele eder dördüncü kapısından sonra ise artık hayvan motifleri yerini pirlere beşinci kapısında ise ruhaniyeti belirgin olan ruhbanlara bırakır. Bu seyir maddeden manaya ilerleyen bir süreçtir. İşte bu Yunus Emre gibi şiirler söyleyen bütün ehlullahın ortak seyri süluk hikayesidir. Lakin seyri süluk hikayeleri çıplak bir dille, aleni olarak anlatılmaz. Üzerine bir boya çekilerek, mecazlarla, sembollerle şiirleşerek, rumuzlarla anlatılır.

 

“Yunuslar hep şiir söylemeyebilir, bazen de mühendis, doktor olur…”

 

Yunuslar hep şair olup şiir söylemeyebilirler. Mühendis, doktor veya başka meslek erbabı da olurlar. Yolculukları esnasında biriktirdikleri tecrübeleri, tevhidin gücünü mesleklerine aktarırlar. Bazen de gönlüne alır, kendi yapamazsa da yaptırırlar. Alemdeki bütün ilmi gelişmeler, üretilen teknoloji aslında bir yönüyle ehlullahın hayallerinden ibarettir.
Hayatının bir döneminde yolculuğuna odaklanan, kendisine yönelen ehlullah hep içerde kalmaz zira İslam’da ruhbanlık yoktur. Sonrasında nereye giderlerse oraya ışık götürürler. Kendisi kendisinden bilgi ürettiği için hiçbir ehlullah cehalete esir olmaz.

 

“Ehlullah zamana sığmaz.”

 

Tatcı ehlullahı bir zamanla sınırlamanın, tarihselci bir bakış açısı ile anlayamaya çalışmanın doğru olmayacağını belirtti, “modern zamanlar tarzı tabirler sınırlayıcıdır. Ehlullah zamanın sahibi olduğu için onlar her devirde moderndir. Bu zamanda da gelecekte de İslam bünyesinde Kur’an’ın tarif ettiği Resulullah efendimizin özeti olan ehlullah olacaktır. Her devirde olacaktır.” dedi.

 

Etkinliğin haberi için:

Mustafa Tatcı, Balaban Tekkesinde Yunus Emre’yi anlattı 

Diğer Yazıları

Muhafazakâr Ruh Hali

Ardına bakarak yürüyor. Gözü hep arkada. Kolayca kopamıyor. Eski sevgilinin elleri avucundan sıyrılırken, kokusu, sıcaklığı, teri, tuzu kalıyor. Şarkılar, şiirler, ağaçlar, yollar, parklar hep aynı şeyi hatırlatıyor. Bırakıp gidecek, unutacak [...]

Ergin Aydın’ın Kitapları

"Bir Edebiyat Öğretmeni’nin Gözünden Memleket."   "Sıradan Adamlık"'tan kaçarak başladığı hayatta herkes gibi, herkes kadar, “sıradan” olmanın erdemini kavramış, insan olmanın, öğretmenliğin, babalığın, dostluğun, evlatlığın, kardeşliğin, mücadelenin hasılı dolu dolu [...]

İÇLİ BOZKIR HİKAYELERİ

  Bozkırın sesini en oynak, en kıvrak, en eğlenceli, düğünlü, kaşıklı, havalarından, insanın böğrüne hecin devesi gibi çöken hüznüne, çaresiz garipliğine, yoksulluğuna, hançereyi yırtan adamda ciğer bırakmayan en yanık bozlaklarına [...]

AŞK

Aşk bir hayat sigortası değildir ya da araç kaskosu. Konforlu lüks bir yaşam, kazasız bir yolculuk, dikensiz bir bahçe değildir. İşimiz rast gitsin, gezelim tozalım, birlikte yiyip içelim, sofralar düzelim, [...]

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir